Analog fotoğrafa ilgi günümüzde her ne kadar azalmış gibi gözükse de popülaritesini yitirmemiş bir alanı var: Polaroid!

ABD’li fizik profesörü Edwin Land’in kızının “Çektiğim fotoğrafı neden hemen şimdi göremiyorum?” diye sorması üzerine 4 yıl suren çalışmalar sonucunda Land, 1947’de Polaroid’i Optik Cemiyetine tanıtmış ve Polaroid 1948’de piyasaya sürülmüş.

polaroid

90’lı yıllarda oldukça popüler olan Polaroid fotoğraf makineleri, 2000’li yıllara girerken dijital fotoğraf teknolojisinin ön plana çıkmasıyla gölgede kalmıştır. 2008’de iflasını açıklayan Polaroid’in yanı sıra, Fuji Film önderliğinde piyasada günümüz teknolojisine daha çok adapte edilmiş makinalar bulabilmek mümkün ve popülerlikleri de yadsınacak seviyede değil. Aslında Fuji Film’in “Instant”, yani “Anlık” adı altında sattığı bu şipşak fotoğraf teknolojisini icat eden ve efsaneleştiren Polaroid markası olduğundan, dile “Polaroid” şeklinde yerleşmiştir. Bu durumu peçete yerine “Selpak” demek gibi düşünebiliriz.

Dijital dünya, fotoğrafın ruhuna pek çok şey katsa da bir çok kişi film kullanan bir fotoğraf makinesinden çıkan fotoğrafın tadını da arıyor hala. Ayrıca her kesimden insana hitap eden
Polaroidler, pek çok sanat projesinde de kullanılmaya devam ediyor.

Peki polaroidler nasıl bu kadar hızlı sonuç veriyor?

Polaroidler, aslında fotoğraf stüdyolarındaki ortamı kısa sürece içerisinde gerçekleştiren bir
mekanizma olarak düşünülebilir. Filmlerde ışığa duyarlı negatif, alkali film banyosu bölmesi ve
şeffaf alıcı kağıdı yer alır.

1de7889923e77602bde9901dbe1acf0c

Kırmızı, yeşil ve mavi (RGB) dalga boylarındaki ışıklar, negatifteki özel tabakaya çarpana kadar
filme işlenir. Gümüş halojen kristallerinin kimyasal bileşiminde çok küçük değişiklikler
meydana gelmesiyle, kamera pozlanmış olan filmi çıkartarak silindirlerin arasından geçirir.
Silindirler, banyo sıvısının bulunduğu kısmı açarak film boyunca dağılmasını sağlar. Ayrıca sıvı
içerisinde negatifi karanlık oda şartlarında tutan opaklık sağlayan (şeffaflığını gideren) boyalar
bulunur.

kapak poloraid

Banyo, diğer tabakalarda yer alan macenta, camgöbeği (cyan), ve sarı boyaların açığa çıkmasını
sağlar. Bu renkler, alıcı kağıda doğru ilerleseler de bazı durumlarda yollarına engeller çıkar.
Örneğin mavi boya, kırmızı ışığa duyarlı bölgenin ışık almamış kısımlarından geçer. Ancak kırmızı ışığa duyarlı tabakanın kırmızı ışığı emdiği bölgelerde gümüşle meydana gelen kimyasal
etkileşimler bu geçişe engel oluşturur. Burada da renkli baskı yapılan karanlık odalardan,
fotoğraf işlenen bilgisayar programlarına kadar her yerde bazı renklerin eklenmesi/çıkarılmasıyla
diğer renklerin oluşturulması mantığından yararlanılır. Sonrasında ise Polaroid makinalarda
birkaç dakika içinde negatif kısmın altında bulunan tabakanın asit salgılamasıyla reaksiyonlar
durur. Görüntünün netleşmesi ise, asidin opaklaştırıcı boyaları şeffaflaştırmasıyla gerçekleşir.

Tüm bunların küçük bir aletin içinde gerçekleşmesi kadar, dakikalar içinde sonuç alıyor olmayı
da oldukça heyecan verici buluyoruz. Son olarak bilinenin aksine çıkan baskıyı kurutmak
amacıyla sallamanın, banyonun yayılmasını engelleyerek fotoğrafa zarar verebileceğini
paylaşmak isteriz.

Yazar: Ezgi Güler