Biyolojinin de dayanışması mı olurmuş…’ demeyin. Biz aslında 50 trilyon vatandaştan (hücreleri kastediyorum) oluşan bir topluma benziyoruz. Her bir vatandaşımız da bir diğerinin hayatta kalması için sürekli dayanışma halinde.

biyoloji dayanışması

Bu toplumu etkili bir şekilde organize etmek için sinir sistemimiz, hükümetin gördüğü rolü üstleniyor. Hükümetimiz (sinir sistemimiz), endişe, korku, umutsuzluk gibi duygusal stresleri ya da virüs, bakteri gibi vücuda zarar verebilecek yabancı yapıları farkettiğinde hücre topluluğunu uyarıyor.

Vücudumuzun, yaşam için çok kritik 2 farklı korunma sistemi var.

İlk sistem, dış tehditlere karşı korunmayı başlatıyor.

Bunu savunma bakanlığına benzetebiliriz. Terimsel adı HPA ekseni. Hipotalamus-hipofiz-böbrek üstü bezinin kısaltılmış hali. Stres hormonlarını salgılıyor ve ortamda tehlike olduğunda hükümet (sinir sistemimiz), savunma bakanlığına (HPA eksenine) haberdar ediyor. Savunma bakanlığımız da yaklaşan tehlikeyle mücadele etmek için 50 trilyon hücreyi stres hormonlarıyla organize ediyor.

Vücuttaki ikinci korunma sistemi ise bağışıklıktır.

Bunu da iç işleri bakanlığına benzetebiliriz. Bu bakanlık, vücudumuza tutunabilmeyi başarmış ve bir şekilde burada çoğalmaya çalışan bakteri ve virüs gibi tehlikelere karşı savunmayı organize ediyor. Bağışıklık sistemi harekete geçirildiğinde vücuttaki enerjinin (buna da belki genel bütçe demeliyiz) çoğunu tüketiyor. Bağışıklık sisteminin aşağı yukarı ne kadar enerji harcadığı hakkında fikir edinmek için grip ya da nezle olduğumuzda nasıl da yorgun hissettiğimizi hatırlayın.

dayanışma biyolojisi

Savunma bakanlığı (HPA ekseni) vücudu mücadele ya da kaçış tepkilerine hazırladığında, genel bütçeyi (enerjimizi) doğru kullanmak adına bağışıklık sisteminin aktivitesini stres hormonları ile baskılıyor. Endişeli, üzgün, korkmuş olduğumuzda salgılanan stres hormonları, bağışıklık sistemini baskılamada o kadar etkilidir ki organ bağışında, yeni organ, bağışıklık sistemi tarafından yabancı olarak görülüp bu organa saldırmasın diye organ nakli alıcılarına doktorlar tarafında bu stres hormonları veriliyor.

Korkularımız en büyük stres unsurudur.

Umutsuzluk ve yalnızlaşma, bağışıklığımızı tahmin edemeyeceğimiz kadar baskılar. Bağışıklığımızı güçlendirmek için ise öncelikle kendimize şefkat gösterip, kendimizi sevmemiz, sevgimizi paylaşmamız, anlamlı bağlar kurmamız gerekir.

bağışıklık sistemi

Amerikalı hücre biyoloğu Dr. Bruce Lipton diyor ki: ”Darwin yanlış anlaşıldı. En çok rekabet edenlerin değil, en çok sevenlerin hayatta kaldıkları bir yaşamdır bu.”

Yazar: Onur Sütlü