Çevrenizde, bir ya da birçok konuyu çok iyi biliyormuş, yapıyormuş gibi anlatan, ama aslında doğru bilgisinin sınırlı olduğunu anladığınız insanlara rastlamışsınızdır. Uzun soluklu konuşmalarda çoğu zaman kendilerini belli ederler.

İşte bu olgu 1996 yılında iki bilim insanı Justin Kruger ve David Dunnig tarafından ‘hayali üstünlük hissi’ olarak tanımlanmış, Dunning Kruger Etkisi olarak adlandırılmıştır. Bu tanımlama ikiliye Nobel ödülü bile kazandırmıştır.

Cahil cesareti

Dunning Kruger Etkisi’ne yakalanan kişiler bilgi ve deneyime sahip olmadıkları konularda çok bilgili ve deneyimlilermiş gibi davranırlar ve kendilerini uzman ilan edebilirler. Bizim halk arasında ‘cahil cesareti’ olarak nitelendirdiğimiz durum ile ne kadar benzer bir anlamı var değil mi? Zaten akademisyenler de bu olguyu ‘Cehalet, gerçek bilginin aksine bireyin özgüvenini arttırır.’ olarak özetlemişler.

Aynı zamanda bu durumun çift yönlü olduğu da söylenir. Yani bir konu hakkında tam donanımlı olan bireyler, kendi bilgilerini yetersiz görme eğilimindedirler. Genelde biz onları mütevazı olarak kategorilendiririz fakat kendi içlerinde de bilgi ve deneyimlerinin yetersiz olduğuna dair inançları vardır. İş hayatında her iki olguya da sıkça rastlamamız mümkündür. Bazı insanlar patronlarına yaptıkları işleri -ve hatta yapmadıklarını da- ballandıra ballandıra anlatır, bazıları ise anlatma gereği duymaz, ya da yeterli derecede yaptıklarına inançları zayıftır, birinin aşırı birinin ise yetersiz özgüveni vardır.

dunning kruger etkisi
Dunning Kruger Etkisi

Dunning Kruger Etkisi Deneyi

Cornell Üniversitesi’nde yapılan bir deneyde, bir sınav sonrası öğrencilere sınavlarının nasıl geçtiği sorulur. Sınavının çok iyi geçtiğini, en az %70 başarı göstereceklerini söyleyen öğrencilerin sınav başarısı %10 bulunurken, en fazla %70 başarı göstereceğini düşünenlerin ise %90 başarı oranına sahip olduğu görülür. ‘Sınavım kötü geçti ya’ deyip yüksek not alan ya da sınav sonrası ‘Sınav çok kolaydı.’ deyip sinir bozan o sınıf arkadaşlarınızı hatırladınız mı? 🙂

Toplum içinde sıklıkla karşılaştığımız bu insanları kolayca ayırt etmek için elimizde şöyle ipuçları mevcut:

  • Yeterli olmayan bilgi ve deneyimlerine aşırı değer biçerler.
  • Bilgisizlik düzeylerinin farkında değillerdir ve öğrenme gereksinimi duymazlar.
  • Yaptıklarından ve okuduklarından çok konuşurlar.
  • Kendilerini her alanda uzman gördükleri için her işi yapmak isterler.
  • Başarısızlıklarını dile getirmezler.
  • Genelde altındaki kişileri ezerler, egoları ile savaş halindedirler.

Bilim insanı Stephan Hawking’in konuyu çok güzel özetleyen sözü ise şu şekilde:

Bilginin en büyük düşmanı cehalet değildir, bildiğini zannetme sanrısıdır.

Yazar: Citrus