Başımız ağrıdığında, boğazımız kaşındığında, burnumuz tıkandığında elimizin altında işe yarayacağını bildiğimiz ilaçlar her zaman bulunur.

Peki ilaçlar başınız ağrıyorsa baş ağrınızı, dişiniz ağrıyorsa diş ağrınızı geçirmeyi; nereye gideceklerini nereden bilirler? Bu yazımızda ilaçların nasıl çalıştığından bahsedeceğiz.

İlaçların çalışma prensiplerini iki ana grupta inceleyebiliriz: bunlardan ilki reseptörleri hedefleyen ilaçlar, ikincisi ise enzimleri hedefleyen ilaçlar.

ilaçlar nasıl çalışır

Reseptörleri hedefleyen ilaçlar:

Hücrelerimizin zarlarında, hücrelerin birbirleri ve hücre dışı ile iletişimini sağlayan reseptörler bulunur. Bu reseptörlerin bazıları hücre içinde olan değişiklikleri dışarıya iletmekle, bazıları ise dışarıdaki değişikleri hücreye aktarmakla yükümlüdür. Reseptörler, kendilerine bağlanan moleküller ile bu mesajları iletme kabiliyetine sahiptirler. Moleküller ve reseptörler arasında ise anahtar-kilit uyumu gibi üç boyutlu bir uyum söz konusudur. Bu uyum sayesinde, reseptörler farklı ve her biri kendilerine özel moleküller ile iletişim kurar; daha bilimsel bir açı ile, kimyasal bağ kurar, bu bağ sonucu kendi kimyasal yapılarında meydana gelen değişiklikler ile mesajı gerekli birimlere iletir.

Ekran Resmi 2020 04 25 19.21.49
https://en.wikipedia.org/wiki/Receptor_(biochemistry)
1- Hücrenin dışında bulunan ligandlar
2- Ligandlar, proteinin aktif bölgesinin şekline bağlı olarak spesifik reseptör proteinlerine bağlanır.
3- Ligand reseptöre bağlandıktan sonra reseptör bir haberci serbest bırakır.

Kullandığımız ilaçlar, işte bu reseptörlere bağlanarak normalde reseptörlerle iletişim kuran molekülleri engeller; böylece hiçbir sinyal iletimi olmaz. Mesela, ağrı kesiciler aslında başımıza veya midemize değil direkt beynimizin ağrı hissinden sorumlu bölümüne gider ve ağrı hissetmemizi sağlayan reseptörlerimize bağlanarak bu reseptörlerin çalışmasını engellerler. Böylece ağrıyan yerimiz ister başımız ister dişimiz olsun ağrı kesici etkisini gösterir.

Reseptörleri etkileyen ilaçların bir diğer çalışma prensibi de reseptörlere bağlanan proteinleri, yani hücre içi iletişimi tetikleyici sinyalleri taklit ederek, onların yokluğunda tepkiyi oluşturan ilaçlardır. Şöyle düşünebiliriz, bir kuruluşun web sitesine çok benzer bir alan adı üzerinden (misal, yasamayadair.net yerine yasamayadair.org üzerinden) bir elektronik posta geliyor, siz de aşina olduğunuz ve takip ettiğiniz kuruluş olduğunu düşünerek bu e-postaya veya yönlendirdiği bağlantıya tıklıyorsunuz. İşte hücrelerimiz de ilaçlara aynen böyle tepki veriyor!

Enzimleri hedefleyen ilaçlar:

Son olarak, hücre içindeki enzimleri hedefleyen ilaçlarımız var. Enzimler, hücrelerimizin içinde, hücrelerin her tür aktivitelerini yapmalarını sağlayan proteinlerimizdir. Bazı ilaçlar, hücre içindeki enzimler ile iletişime girer ve bu enzimlerin çalışmasını durdurarak veya arttırarak etkilerini gösterir. Buna bir örnek olarak HIV / AIDS ilaçlarını verebiliriz. HIV ilacı, hücrelerimizde HIV’nin çoğalmasına yardımcı olan enzimi hedef alır. Bu enzimin çalışmasını durdurarak virüsün çoğalmasını engeller. Bu yaklaşım sayesinde bugün AIDS kontrol altına alınabilen, kronik bir hastalık olmuştur.

Peki ilaçlar vücut içinde yollarını bu kadar iyi bulabiliyorlarsa yan etkiler nasıl ortaya çıkıyor? Bir sonraki yazımda buna değineceğim.