“Milano’nun bir tek Duomo’su var… “ Siz de bir seyahatseverseniz bu sözlere mutlaka aşinasınızdır; fakat size iyi bir haberimiz var! İtalya’nın ahlaki başkenti olarak adlandırılan Milano; bahsedilenin aksine, şehrin sembolü haline gelmiş Duomo, Duomo ile birlikte aynı meydanı çevreleyen Galleria Vittorio Emanuele’den daha fazlasına sahip.

duomo

Sokaklarında yürürken; tarihe hükmetmiş olan Rönesansın simetrik proporsiyonlarına; Barok dönemin getirdiği kıvrımlı yüzeylerin doğal taş cephelerdeki ahengine; sivri kuleleri ve kemerleri, uçan payandaları ve renkli vitrayları ile Gotik dönemlerine tanıklık ederiz. Arnavut kaldırımlarında yürürken, kendine özgü İtalya turuncusu ile hiç nefes almadan ardı ardına devam eden iki üç katlı binalarıyla, tarihin bambaşka derinliklerinde kayboluruz. Bu tarihi dokunun boşlukları; yolumuza kimi zaman 16. yüzyılın önemli ulaşım ağı olan Navigli’nin kanallarına, kimi zaman da muhteşem heybeti ile Alpler’e çıkarır ve şehrin tam da içinden doğanın güzelliğini seyredalarız.

2

Milano’da turistlerin görece daha az akın ettiği, mimari karakteristiğe sahip, yerel halk ile de etkileşim içinde olabileceğimiz birkaç yer sıralayalım ve zihnimizde yer eden Duomo ile eşleşmiş Milano sahnesini biraz daha genişletelim.

Parco Sempione

Milano, sanılanın aksine çok yeşil bir kent ve şehrin içinde birçok park bulunuyor. Bunlardan en büyüğü ve keyiflisi, şehrin merkezinde bulunan “Parco Sempione”. Aslında, 1900’lerin başında askeriyeye ait bu alan, sonrasında şehrin dışına taşınarak parka dönüştürülüyor.Özellikle bahar ve yaz aylarında, halk bu parkı dolduruyor. Kimileri yürüyüş, koşu yaparken, kimileri piknik yapıyor. Aynı zamanda, kalabalık gruplar tarafından, toplu etkinlikler de yapılıyor.

parco sempione

Parco Biblioteca Degli Alberi

Benim ziyaret etmekten en çok keyif aldığım yerlerden biri olan, “Parco Biblioteca degli Alberi”, yani “Ağaç Kütüphanesi Parkı”. Birkaç yıl öncesinde kadar atıl kalmış olan, çok başarılı bir şekilde dönüştürülmüş. Piazza Gae Aulenti meydanının hemen yanında bulunan park ise ismini, farklı ağaç türlerinin daireler çizerek şekillenmesinden alıyor. Park; çok geniş bir alana yayılmış ve çevresi oldukça ferah, az yapılaşma olmasına rağmen, içlerinden bir tanesi bakışlarımızı hemen yakalıyor! “Bosco Verticale”, yani “Dikey Orman”. İtalya’nın önde gelen mimari ofislerinden Stefano Boeri Architects tarafından tasarlanan Bosco Verticale, isminin hakkını veriyor. Parkın zemini üzerinde gezindiğimiz yeşil doku, tam karşımızda rezidansın cephesinde iri ağaçlarıyla beliriveriyor.

parco biblioteca

City Life Milano

Şehrin merkezine yakın sayılabilecek olan “City Life Milano”; dünyaca ünlü mimarlar Zaha Hadid, Daniel Libeskind ve Arata Isozaki tarafından tasarlanmış gökdelenler ile ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri. 

image 51

Fondazione Prada

Rem Koolhas tarafından tasarlanan, eski ve yeni arasında mütevazi bir harmoniye sahip “Fondazione Prada”, yani Prada Vakfı; mevcut yapıya eklenen üç yeni bina ile geniş bir sergi binası, bir kule ve bir sinema binasından oluşuyor. Mimarı tarafından hiçbir yapının bir diğerine hükmetmemesi hedeflenen yapı; eski ve yeni, yatay ve dikey, siyah ve beyaz, geniş ve dar, kapalı ve açık gibi zıtlıklardan beslenmiş.

fondazione prada

Gallaratese

Aldo Rossi ve Carlos Aymonino tarafından, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan konut yetersizliği sebebi ile tasarlanan, bir konut bloğu olan “Gallaratese” yapısında; dönemin iç dönük toplu konut yapılarına karşın, kentle daha iç içe geçmiş hale getirmek için açık teraslar ve blokları birbirine bağlayan köprüler görülebilir.

gallaratese
Son Akşam Yemeği

Bunlar dışında; tarihi yapılardan Leonardo Da Vinci’nin “Son Akşam Yemeği” freskosu bulunan Santa Maria delle Grazie Kilisesi, Teatro alla Scala binası; modern yapılardan Pirelli binası ve Torre Velasca; son yıllarda Herzog&De Meuron tarafından tasaralanan Feltre binası, Norman Foster’a ait Apple Piazza, Starbucks Reserve Roastery mağazası ziyaret edilebilir.

son akşam yemeği

Yazar: Esra Kağıtçı Dede