Arkadaşımın ne nota ne de okuma yazma bilen çocuklarından bahsediyoruz: “Şu şarkının notalarını çıkardılar, beş dakika dinleyerek, herhalde yetenekliler müziğe…” Günlük hayatta çok sık duyduğumuz ve söylediğimiz “müzik kulağı var” lafı hepimize tanıdık geliyordur. Peki gerçekten var mı böyle bir yetenek, doğuştan gelen, eğitimin ötesinde algılayış yeteneği? Evet var. Mutlak Kulak.

10.000’de 1 kişiye nasip olan bu yeteneğe “mutlak kulak” deniyor.

mutlak kulak
Kaynak: Gerd Altmann / Pixabay

Mutlak kulak; nadir rastlanan, bir notayı referans verilmeden tespit edebilme veya yeniden oluşturabilme yeteneğidir. Ne sıklıkla görüldüğü tam olarak bilinmese de, genel kanı 10.000’de 1’den az oldugu yönünde. Elbette bu oran, müzisyenler arasinda biraz daha yüksek. Mutlak kulağa sahip olduğunu bildiğimiz sanatçılar arasında Ludwig van Beethoven, Michael Jackson, Mariah Carey, Jimi Hendrix ve İdil Biret’i sayabiliriz. 

Mutlak kulağa sahip kişiler, nota bilmeden duydukları bir sesi bir müzik aletinde doğrudan çıkarabilirler. Bu yeteneğe sahipseniz, bir müzik aletinde çalınan notaları başka bir referansa gerek duymadan tanıyabilir, birbirinden ayırabilirsiniz; bir akorun tüm notalarını ayırt edebilir ve bunları tanımlayabilirsiniz; bir perdeyi doğrudan söyleyebilirsiniz; korna gibi, kapı gıcırtısı gibi günlük hayatın içindeki seslerin perdelerini ayırt edebilirsiniz. 

IdilBiret02 2
İdil Biret
Kaynak: https://www.schumann-forum.net

Farklı olan kulak mı?

Mutlak kulak sahibi kişilerin işitme sistemlerinde diğer insanlardan bir fark olmadığı araştırmalarla gösterildi. Bu yeteneğin, kulağın sesi algılamasında değil de beynin algılanan sesi işlemesindeki bir farklılık ile ortaya çıktığı biliniyor. Önceleri, mutlak kulağın gelişim sırasında müziğe sıkça maruz kalan kişilerde ortaya çıktığı düşünülse de araştırmalar bu yeteneğin otozomal olarak sonraki nesillere aktarılan bir genetik miras olduğunu gösteriyor. Aslında, gerçekten de müziğe ve isimlendirilmesine (nota bilgisine) bebeklikten beri maruz kalan kişilerde bu yetenek gelişiyor fakat bu gelişim fizyolojik açıdan biraz daha farklı.

Mutlak kulağa sonradan sahip olmak mümkün mü?

Kısmen mümkün. Mutlak kulak sahibi olmayan insanlar, duydukları sesleri tanımlayabilecek, gündelik sesleri notalarla eleştirebilecek şekilde eğitilebilirler. Elbette bu çok uzun ve zahmetli bir süreç, özellikle bebek yaşlardan beri müzikle iç içe değilseniz. Fakat müzikle iç içe olan, sesleri algılama konusunda kendisini geliştirmiş, mutlak kulağa sahip olmak adına eğitimli kişiler %90’a kadar sesleri doğru teşhis edebiliyorlar.

‘Keşke bende de olsa’ mı dediniz? 

Mutlak kulağa sahip olma fikri her ne kadar kulağa çok keyifli gelse de, bu durumun birtakım ufak sıkıntıları da yok değil. Eğer dinlenen eser transpoze edilmiş ise, mutlak kulak sahibi dinleyici, eserin notalarının yanlış olduğunu düşünebilir ve bu durum kendisini notaları tanımlamaya iteceği icin sadece duyduğundan farklı tonda seslendirilen bir eser dinlemek yerine “hataları” bulmaya odaklanabilir. Benzer bir yaklaşımla düşünürsek, mutlak kulak sahibi bir müzisyen, göreceli yöntemlerle, eseri transpoze etmek veya frekansı uymayan enstrümanlar için harmoni oluşturmak gibi, kolayca halledilebilecek sorunlarda zorlanabilir. 

Mutlak kulak sahibi müzisyenler daha küçük yaşlarda başarılı olma eğilimi gösterseler de, aslında mutlak kulak sahibi olamamanın müziksel başarı anlamında bir engel olmadığını biliyoruz.