Prof. Yuval Noah Harari  “Hayvanlardan Tanrılara Sapiens: İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi”, “Homo Deus – Yarının Kısa Bir Tarihi” ve “21’inci Yüzyıl için 21 ders” kitaplarının yazarıdır.

Harari’nin pandemi sonrası dünya için bazı tavsiyeleri şu şekilde:

 Yuval Noah Harari
Yuval Noah Harari

En büyük tehlikenin virüs olmadığını düşünüyorum. İnsanlık, bu virüsün üstesinden gelmek için yeterli bilimsel altyapıya ve teknolojik araca sahip. Bizim en büyük problemimiz doğamızda yer alan nefret, açgözlülük ve cehalet. Maalesef insanlar bu krize küresel dayanışma ile değil, diğer ülkeleri, dini ve etnik azınlıkları suçlayarak, nefret dili kullanarak karşılık veriyor.
Umuyorum ki nefret değil, şefkat ve cömertlik ile yardıma muhtaç insanlara, küresel dayanışma ruhuyla yardım edebiliriz. Bir de komplo teorileri ve gerçekler arasındaki farkı ayırt edebilmeliyiz. Eğer bunu yaparsak, bu krizi kolayca atlatacağımızdan şüphem yok.


Son yıllarda, birçok popülist politikacı bilime saldırıda bulunuyor. Bilim adamlarının halktan kopuk elit bir grup olduğunu ya da küresel iklim değişikliğinin yalan olduğunu iddia ediyorlar. Onlara inanmamalısınız. Zaten kriz zamanlarında, insanların bilime her şeyden daha muhtaç olduğunu görüyoruz.
Umuyorum ki bunu sadece kriz süresince değil, kriz bittiğinde de hatırlarız. Çocuklara virüslerin ne olduğunu ya da evrim teorisini açıklayan kaliteli bilimsel eğitim vermeye önem gösteririz. Bilim insanları bizi iklim değişikliği gibi salgın dışındaki başka tehlikeler hakkında uyardığında da, şu anda koronavirüs konusunda olduğu gibi onları ciddiye alırız.


Küreselleşme ve otomasyon süreci sonucunda, ucuz iş gücüne bağlı olan gelişmekte olan ülkelerde, bir anda işlerini kaybeden ve ekonominin parçası olamayan insan topluluklarının ortaya çıkması muhtemel. Kriz iş piyasasında devasa değişimlere yol açıyor. İnsanlar artık evlerinden ve internet üzerinden çalışıyorlar. Eğer dikkatli olmazsak, en azından birkaç endüstri sektöründe, örgütlü iş gücünün çökmesi de olası.
Ama kaçınılmaz bir durum değil bu, daha çok politik kararlara bağlı. Tüm dünyadaki ve kendi ülkelerimizdeki işçilerin haklarını korumak doğrultusunda da kararlar alabiliriz. Hükümetler, endüstrilere veya firmalara kurtarma paketleri sunuyorlar. Bunu yaparken işçi haklarını koruma şartı da getirebilirler. Her şey bizim alacağımız kararlara bağlı.